beş vakit namaz güzel sözler, aşk sözleri, dini güzel sözler







      Diğer Sitelerimiz

25000 Veciz Söz

#325

Bu dünyada beş vakit namaz kılanlardan değilsen, ahirette suçu ve cezası çok büyük olanlardan, yani muhtemelen ebedi hüsrana uğrayanlardan (cehennemliklerden) olursun. 

#1244

Adamın biri oğluna; “Senden iki isteğim var, birincisi, öldüğüm zaman ayağımın birine eski bir çorap giydirmeyi ihmal etme. İkincisi ise şu ağzı kapalı mektubu beni defnedinceye kadar açma, defnettikten sonra aç oku” diye vasiyette bulundu. 
Zaman geldi adam öldü. Kefeni saracağı zaman, oğlu babasının vasiyetini arz ederek; “Babama mutlaka bir eski çorap giydireceğiz” dedi. İmam; “Olmaz, dinimize göre ölü kefenden başka bir şeyle gömülmez” dedi. Çocuk ısrar etti, ama fayda vermedi. Definden sonra oğlu babasının bıraktığı mektubu okumaya başladı:
“Oğlum! Görüyorsun ya, o kadar malım mülküm olduğu halde, bir eski çorabı bile beraber götüremedim. Elbette bir gün sen de benim gibi öleceksin. Sana da birkaç metre kefenden başka bir şey vermeyecekler. Sana bıraktığım malı, iyi harca, sarf edeceğin yerleri iyi seç. Beş vakit namazını ve diğer ibadetlerini sakın aksatma, dinde bildirildiği şekliyle tam yap. Çünkü senin kabre götüreceğin amelinden başka bir şey değildir.”

#1624

Bir kişi vardı. Cuma dışında namazlara giden biri değildi. Aynı iş yerinde çalışan arkadaşının daveti üzerine Kadir gecesini ihya etmek için birlikte camiye gittiler. Caminin ortamından, imamın ihlâsla eda ettiği teravih namazından ve namaz sonrasında yaptığı duadan çok etkilendi. Hele de namazdan sonra ziyaret ettikleri sakal-ı şeriften tarifsiz duygularla ayrıldı.

Bu onun beş vakit namaza başlamasına vesile oldu. Artık aksatmadan beş vakit kılıyor, diline sahip oluyor, gözünü haramdan korumaya çalışıyordu. Dini bilgisini geliştirmek için de bir taraftan sürekli okuyordu. Bir süre sonra takdir ettiği biri oluvermişti. Şimdiye kadar boşa geçirdiğini düşündüğü ömrünü telafi etmek istercesine kendisini tamamen kulluğa vermişti.

Fakat her geçen gün daha da yoğunlaşan dindarlığı bir süre sonra artık hem kendisine hem çevresine zarar verir hale gelmeye başlamıştı. İşini aksatmaya başlamıştı. İslam’ı yaşamıyorlar diyerek ailesine hayatı zehir ediyordu. Oysa onları o hale kendisi getirmişti. Şimdi ise birden değişmelerini istiyordu. Etrafındaki hiç kimsenin müslümanlığını da beğenmez olmuştu. Ona göre gerçek İslam’ı yaşayan insan sayısı parmak hesabıyla birkaç kişiden ibaretti. Çevresine kızarken kendi kulluğunu da beğeniyor değildi. Bu yüzden daha fazla ibadet etmek gerektiğini düşünüyordu.

Bir sonraki yılın Kadir gecesi geldiğinde teravih namazını kılanlar arasında o yoktu. Hatta cumaya gidenler arasında da yoktu. Çabuk yorulmuştu. Etrafıyla ve hatta kendisiyle yaşadığı bu gerilimi kaldıramamıştı. Allah’ın yüklemediği yükü yüklenmesinin, aşırıya kaçmasının sonucuydu bu. Ona sahip çıkacak, itidal ve istikrarı öğretecek güzel bir ortamın bulunmaması da bu süreci hızlandırmıştı.







Etiketler