Behlül Dânâ güzel sözler, aşk sözleri, dini güzel sözler







      Diğer Sitelerimiz

25000 Veciz Söz

#468

Bilge bir kimse, birisiyle kavga ederken Behlül onun yanından geçiyordu.

Behlül şöyle dedi:

-Arif sanılan şu adam, eğer Allah’ı gerçekten bilseydi, düşman ile uğraşmaya vakit bulamazdı.

Rabbinin varlığından gaflette olmasaydı, bütün halkı yok sayacaktı.

#866

 

Halife Hârûn Reşîd bir gün Behlül-i Dânâ ile sohbet ederken; 
"Ey Behlül! Sana sarayımda bir oda ve hizmetçiler vereyim. Yeter ki bu eski elbiselerden kurtul. Yenilerini giy. İnsanlar arasına karış." dedi. 
Bunun üzerine hazret-i Behlül; 
"Müsaade ederseniz bir danışayım." dedi. 
Halife; 
"Kime danışacaksın, kimsen yok ki?" diye cevap verdi. 
Behlül de; "Ben danışacağım yeri biliyorum." dedi ve oradan ayrıldı. 
Hârûn Reşîd arkasından adamlar salıp danışacağı yeri öğrenmek istedi. Behlül gide gide şehir dışında bir mezbeleliğe gitti. Başını eğip bir şeyler dinlermiş gibi yaptı. Bir şeyler söylendi. Daha sonra oradan ayrıldı. Saraya yöneldi. Sultanın adamları ondan önce saraya dönüp hâdiseyi halifeye bildirmişlerdi. Behlül huzura girince, halife Hârûn Reşîd ona; 
"Ey Behlül! Söyle bakalım vereceğin cevabı." dedi. 
Behlül; 
"Danıştım efendim. Lâkin insanlar arasına karışmam mümkün değil." dedi. 
Halife heybetle; 
"Ey Behlül! Sen gidip çöplere danışmışsın, haberim oldu." dedi.
 Behlül de; 
"Doğru söylüyorsun ben de onlara danıştım. Onlar bana cevap verdiler ve;
"Ey Behlül! Biz de vaktiyle en güzel ve nefis yiyecekler idik. Bütün güzellikler bizde idi. Sevgi ve itibarımız çoktu. Ne zaman ki insanlar arasına karıştık. İşte bu hâle geldik. Çöpe atıldık. Sen de sakın insanların arasına karışma." dediler. Bu sözlerdeki ince mânâları anlayan Hârûn Reşîd: "Haklısın." deyip düşüncelere daldı.

 

#1071

Behlül Dânâ'ya biri sorar:
Oğlum öldü. Mezar taşına ne yazdırayım?
Behlül Dânâ şu cevabı verir:
Şunu yazdır: "Dün altında olan çimenler bugün üstünde yeşerdi. Ey yolcu anla ki, şu toprak günahtan gayri her şeyi örter."

#1249

Behlül Dânâ, bir gün Harun Reşid'den bir vazife istedi. Harun Reşid’de ona çarşı pazar ağalığını verdi. Behlül hemen işe koyuldu. İlk olarak bir fırına gitti. Birkaç ekmek tarttı hepsi normal gramajından noksan geldi. Dönüp fırıncıya sordu: 
“Hayatından memnun musun, geçinebiliyor musun, çoluk-çocuğunla ağzının tadı var mı?” 
Adam her soruya olumsuz cevap verdi.
Behlül bir şey demeden ayrıldı ve bir başka fırına geçti. Orada da birkaç ekmek tarttı ve gördü ki bütün ekmekler gramajından fazla geliyor, eksik gelmiyor. Aynı soruları bu fırının sahibine de sordu ve her soruya olumlu cevap aldı. 
Bundan sonra başka bir yere uğramadan doğru Harun Reşid'in huzuruna çıktı ve yeni bir vazife istedi. Harun Reşid, "Behlül daha demin vazife verdik sana, ne çabuk bıktın?" dedi.
Behlül açıkladı: 
“Çarşı pazarın ağası varmış! Benden önce ekmekleri tartmış, vicdanları tartmış, buna göre herkes hesabını ödemiş, ceza ve mükâfatları verilmiş, bana ihtiyaç kalmamış.”







Etiketler