pişmanlık güzel sözler, aşk sözleri, dini güzel sözler







      Diğer Sitelerimiz

25000 Veciz Söz

#278

Yağmur damlaları toprağı, pişmanlık ve tövbe gözyaşları ise gönlü ferahlandırır, yumuşatır, canlandırır.

#827

Hz. Âdem’in oğlu Kâbil, hasedi sebebiyle nefsine uyarak kardeşi Hâbil’i öldürmüştü. Kardeşinin îkazlarına rağmen bunu yapması, onun Allah’ı unuttuğunu ve gafleti sebebiyle O’ndan korkmadığını gösteriyordu. Netîcede bir cinâyet işleyerek hem öldürdüğü kişinin hem de kendisinin günahlarını yüklenmiş, zâlimler sınıfına katılarak cehennem ehlinden olmuştu. Nefsine tâbî olarak işlediği bu büyük günah onu tam bir hüsrâna sürüklemişti. Nihâyet acziyetini ve hatâsını anlayarak büyük bir pişmanlık ateşiyle yanmaya başladı. Zira üstlendiği vebâl çok ağırdı. Nitekim Peygamber Efendimiz, ondan sonraki bütün öldürme hâdiselerinden Kâbil’e de bir misli günah yazılacağını haber vermiştir.

#830

 

Rasûlullâh (s.a.v) bir gün:
“Ölüp de pişmanlık duymayacak hiçbir kimse yoktur.” buyurmuşlardı.
Ashâb-ı kirâm:
“Onun pişmanlığı nedir yâ Rasûlallâh?” diye sordular.
Efendimiz:
“Muhsin bir kişi ise, bu hâlini daha fazla artırmamış olduğuna; kötülük eden bir kişi ise o kötülükten vazgeçmemiş olduğuna pişman olacaktır.” buyurdular.

 

#864

Bir gün Hârûn Reşîd, Behlül-i Dânâ Hz.leri  ile görüşmek, hikmetli sözlerini duymak istedi. Bu şekilde adamlarını gönderip Behlül'ü getirmelerini söyledi. Gidenler Behlül’ü boş bir mezar içinde uyur buldular. Uyandırdıklarında; 

"Siz ne yaptınız. Beni padişahlık makamından indirdiniz. Şimdi ben ne yapacağım." dedi. 
Görevliler gidip bu sözleri halifeye bildirdiler. Hârûn Reşîd onun bu hâline bir mânâ veremedi, huzuruna geldiğinde; 
"Ey Behlül! Bu ne iş. Sen hangi padişahlıktan indirildin?" dedi. 
O, bu soru üzerine; 
"Ey Halife! Rüyamda kendimi hükümdar olmuş gördüm. Tahtımda oturuyordum. Hizmetçilerim vardı. Saltanat ve ihtişam içinde idim. Lâkin senin adamların beni uyandırdı ve tahtımdan oldum." 
Bu sözlere Hârûn Reşîd güldü ve; 
"Ey Behlül! Rüyadaki padişahlığa itibar olur mu?" dedi. 
Bunun üzerine Behlül hazretleri; 
"Ey müminlerin emîri! Benim hükümdarlığım ile seninki arasında ne fark var. Ben gözlerimi açınca hayat buldum. Sen gözlerini kapayacak olsan ebediyen emirlikten düşecek saltanatından olacaksın ve nedamet, pişmanlık günün başlayacak. O halde hangimizin hükümdarlığına itibar yoktur sen söyle" dedi. 
Bunun üzerine Hârûn Reşîd söyleyecek söz bulamadı.

#1115

 

Sultân-ül-Ârifîn Bayezid-i Bistami'yi bir gece uyku bastırıp, sabah namazına uyanamadı. Namazını kazâ edip o kadar ağlayıp inledi ki, bir ses işitti. "Ey Bâyezîd, bu günahını affeyledim. Bu pişmanlık ve ağlamana da, ayrıca yetmiş bin namaz sevabı ihsan eyledim." diyordu. Aradan birkaç ay geçtikten sonra onu, yine uyku bastırdı. Şeytan gelip, Bâyezîd'i Bistâmî'nin mübârek ayağından tutarak uyandırdı ve; "Kalk namazın geçmek üzeredir." dedi. Bayezid-i Bistami, Şeytan'a; "Ey mel'ûn! Sen hiç böyle yapmazdın. Herkesin namazının geçmesini, kazâya kalmasını isterdin. Şimdi nasıl oldu da beni uyandırdın?" buyurunca, Şeytan şu cevabı verdi: "Birkaç ay önce sabah namazını kaçırdığında, pişmanlığın ve üzüntün sebebiyle çok ağlayıp inlediğin için ayrıca yetmiş bin namaz sevabı almıştın. Bu gün, onu düşünerek, sadece vaktin namazının sevabına kavuşasın da, yetmiş bin namaz sevabına kavuşmayasın diye seni uyandırdım." dedi.

#1191

Bir kimse, kusur, günah işlediği zaman utanmıyorsa, yaşlandığı zaman pişmanlık duyup kötü işlerinden vazgeçmezse ve tenha bir yerde olduğu zaman Allah-ü Teâlâ’dan korkmazsa, onda hayır yoktur.
 

#1209

Dâvûd-i Tâî' buyurdu ki:

Kim ki, Allah-ü Teâlâ’nın vaad ettiğinden korkarsa arzularına çabuk kavuşur. Kimin arzuları çoksa, ona bütün azaplar yakındır. Ey kardeşlerim, en büyük sermaye, Allah-ü Teâlâ’nın râzı olduğu bir iş ile meşgûl olmaktır. Kabirdekiler, kıyamet kopunca kabir azabı kalkacağı için, kıyametin çabuk gelmesini beklerler. Dünyadakiler ise; kabirdekilerin pişmanlıklarını bilmedikleri için hep günah işlerler. Hâlbuki onlar da ölünce, dünyada iken neden çok ibadet yapmadık, diyerek pişman olacaklar.

#1708

Ebu Ali Dekkak Hazretleri’nin vefatından sonra bir kimse onu rüyasında ağlar vaziyette görüp sorar:

Ne oldu üstad? Yoksa dünyaya dönmek mi istiyorsun?

O şöyle cevap verir:

Evet, geri dönmek istiyorum. Ama orada gezip tozmak için değil. Şunun için istiyorum: İyice giyinip kuşandıktan sonra asam elimde kapı kapı dolaşayım. Asamla kapıları vurup diyeyim ki: “Etmeyin, eylemeyin, kimden mahrum kalmakta olduğunuzu bilmiyorsunuz.”

#1724

Hz. İsa a.s.’ın şöyle buyurduğu rivayet edilir:

“Dünyayı kendinize efendi (rab) edinmeyin ki, o da sizi kendisine köle (kul) edinmesin. Servetinizi zayi etmeyecek birinin korumasına verin. Zira dünya hazinelerine sahip olanların çeşitli afet ve felaketlerle karşılaşmalarından korkulur.

Ama Allah’ın hazinelerine sahip olanlar için böyle bir korku yoktur.”

Yine şöyle demiştir:

“Ey havarilerim! Sizin için dünyayı ben yüz üstü yere vurdum. Sakın benden sonra onu ayağa kaldırmayın! Dünyanın kirli olduğunun bir delili, onda Allah’a isyan edilmesi, diğer delili de ahiretin ancak onu terk etmekle elde edileceğidir. Dünyadan geçin, onu imarla uğraşmayın. İyi bilin ki, bütün kötülüklerin başı dünya sevgisidir. Kısa süreli bir arzu, sahibine uzun süren bir hüzün ve pişmanlık vereceğini unutmayın!” (İmam Gazalî, İhyâ, 3/198)







Etiketler