istiğfar güzel sözler, aşk sözleri, dini güzel sözler







      Diğer Sitelerimiz

25000 Veciz Söz

#470

Sühreverdi Hz.lerine sordular:

Âlemi terk edersek helak oluruz, ama amel ettiğimizde de gönlümüze gurur gelir. Bu durumda ne yapalım?

Sühreverdi Hz.leri şu cevabı verdi:

Amel ediniz ve gururdan da Allah’a istiğfarda bulununuz. 

#644

Cennet’in sekiz kapısı vardır. Bunların her biri açılır ve kapanır, ancak “Tevbe kapısı” hiç kapanmaz. Çünkü bu kapının kapanmasını önlemek üzere orada vazifeli bir melek vardır. O halde duâ ve istiğfar ediniz, ümitsizliğe düşmeyiniz.

Abdullah bin Mes’ud r.a.

#779

Bişr-i Hafi hazretleri buyurdu ki: Biz nîmetler yüzünden değil, nîmetlere karşı az şükrettiğimizden bu hâle geldik. Nitekim biz amelimizin azlığından değil de amelde sıdk ve ihlâsımızın olmayışından bu hâle geldik. Yine bizim uğradığımız musibetler, günahlarımızın çokluğundan değil, hayâmızın azlığındandır, istiğfarımızın azlığından değil, vefamızın azlığından ve süratle günahlara düşüşümüzdendir. Eğer biz derhâl günahlarımızın cezasını görmüş olsaydık bütün günahları bırakırdık.

#1171

Bir gün Yûsuf-i Bahirânî isminde bir zât kendi kendine; "Bayezid-i Bistami'nin yanına gideyim. Eğer, açıktan bir keramet gösterirse velî olduğunu kabûl edeyim. Böylece onu imtihan etmiş olayım." diye düşündü. Bu düşünce ile, Bayezid-i Bistami'nin bulunduğu yere geldi. Bayezid-i Bistami onu görünce buyurdu ki; "Biz kerametlerimizi, talebelerimizden Ebû Saîd Râî'ye havâle ettik. Sen ona git." Bu kimse gidip, Ebû Saîd Râî'yi sahrada buldu. Kendisi namaz kılıyor, koyunlarına da, kurtlar bekçilik ediyordu. Namaz bitince, gelen kimse kendisinden tâze üzüm istedi. Oralarda üzüm bulunmazdı ve zamanı da değildi. Ebû Saîd Râî, asâsını ikiye bölüp, bir parçasını gelen kimsenin tarafına, diğer kısmını da kendi tarafına dikti. Allah-ü Teâlâ’nın izni ile, hemen o parçalar asma oldu ve tâze üzüm verdi. Fakat Ebû Saîd tarafında bulunan üzümler beyaz, gelen kimsenin tarafında bulunan üzümler siyah idi. O kimse, üzümlerin renklerinin farklı olmasının sebebini sordu. Ebû Saîd Râî; "Ben, Allah-ü Teâlâ’dan, yakîn yolu ile istedim. Sen ise imtihan yolu ile istedin. Dolayısı ile renkleri de niyetlerimize uygun olarak meydana geldi." buyurdu ve o kimseye bir kilim hediye edip, kaybetmemesini tembih etti. O kimse kilimi alıp, hacca gitti. Fakat kilimi, Arafat'da kaybetti. Çok aradı ise de bulamadı. Hac dönüşünde, Bistâm'a, Bâyezîd hazretlerinin yanına uğradı. Baktı ki kaybettiği kilim, Bayezid-i Bistami'nin önünde duruyor. Bu hâdiselere şahit olduktan sonra, böyle yüce bir zâttan, kerâmet istediğine çok pişmân oldu. Tövbe ve istigfâr edip, Bayezid-i Bistami'nin talebeleri arasına katıldı.

#1205

Bir günah ne kadar küçük olsa bile onu bir şey sanmayıp, ne olur bundan dense, o ufacık günah dağlar kadar büyür. En büyük günah da, bir daha işlememek üzere nâdim ve pişman olarak tövbe edilirse ve istiğfar edilerek ağlanırsa; "Günahına tövbe eden, günahı olmayan kimse gibidir." hâdis-i şerifi gereğince Cenâb-ı Allah onun günahını affeder."

#1383

Seyyid Hasan Şazelî Hazretleri bir arkadaşı ile bir mağaraya girdi. Gayeleri nefislerini ıslah etmekti. Ancak mağarada halvette ibadetle meşgul iken birbirlerine şöyle diyorlardı:

“Muradımıza nasıl erer, nasıl keşif ve keramet sahibi oluruz? Ulu makam ve mertebelere nasıl ulaşırız?

Onlar böyle konuşurken mağaranın kapısında bir ihtiyar peyda oldu. Selam verdi, aldılar. Ona kim olduğunu sordular. Şöyle cevap verdi:

Ben Allah’ın kullarından biriyim, ismim Abdülmelik.

Hayırdır niye geldin?

Size hayret ettim, ondan geldim.

Bizim şaşılacak ne halimiz var? Mağaraya nefsimizi, benliğimizi yok etmeye geldik.

Hayır, siz mağaraya nefsinizi azdırmaya girdiniz. Ne gün evliya oluruz, ne gün gökte uçar, denizde yürürüz… Bunları konuşuyorsunuz. Mağarada olanın gayesi bu olmamalı. Ne zaman Allah’ın rızasını buluruz, Allah düşmanı nefsimizi ne zaman ıslah ederiz, kötü ahlaktan nasıl kurtulur, güzel ahlakı nasıl kazanırız? Amacınız işte bu olmalı. Fakat sizin gayeniz bunlar değil.

Bu sözler üzerine tövbe istiğfar ettiler. İşte, halis niyet ile o zat, bir tasavvuf büyüğü olan Hasan Şazelî hazretleri oldu.

#1674

Sadi-i Şirazî Hazretleri Gülistan’da diyor ki:

Musa Aleyhisselam, yeterli elbisesi olmadığı için kumun içine gizlenmiş bir fakir gördü. Adamcağız: “Ya Musa, bana dua ediver. Cenab-ı Hak bana bolca dünyalık versin. Çünkü zaruretten bitip tükendim.” dedi. Musa Aleyhisselam ona dua etti. Hak Teâlâ o yoksula dünyalık ihsan etti. Bir zaman sonra Musa Aleyhisselam Allah’a yalvarıştan dönüp geliyordu. Gördü ki o yoksul yakalanmış, etrafında kalabalık bir halk toplanmış.

Musa Aleyhisselam: “Bu ne iştir?” diye sordu. Dediler ki: “Bu adam şarap içmiş, kavga etmiş ve birini öldürmüş. Şimdi onu kısas olarak idama götürüyorlar.” Musa Aleyhisselam, Yüce Yaratıcı’nın hikmet ve adaletini bir kez daha ikrar ve kendi tavrı için istiğfar etti. Sonra da: “Allah, kullarına rızkı pek bol verseydi, yeryüzünde azgınlık yaparlardı.” mealindeki ilahi kelamı dile getirdi. Kedinin kanadı olsaydı dünyadan serçenin neslini kaldırırdı. Seni zengin etmeyen Allah, sana layık olanı senden daha iyi bilir.







Etiketler