yemek güzel sözler, aşk sözleri, dini güzel sözler







      Diğer Sitelerimiz

25000 Veciz Söz

#217

Her arzu ettiğini yiyenlerin, ibadetlerinin tadını duyması mümkün değildir.

Süleyman Dârâni

#353

Yemek içmekte ölçülü olmayanlar, kendilerinin düşmanıdırlar.

#459

Çok yemek, insanın kendine yapabileceği en büyük zulümlerdendir.

#533

Tâbiinin ( sahabelerden sonraki neslin) tanınmışlarından büyük veli, Ebu Bekir Abdullah b. Müzeni (r.a)  şöyle der:

“Allah Teâlâ üç kimseyi sever. Bunlar az yiyen, az uyuyan ve çok salih amel edip az istirahat eden kimselerdir.”

 

 

 

 

 

#579

Az ye çok şükret.

Maalesef bizler çok yiyip az şükredenlerden olduk.

#579

Az ye çok şükret.

Maalesef bizler çok yiyip az şükredenlerden olduk.

#580

Müslüman zevk için yemez, yaşamak için yer.

#580

Müslüman zevk için yemez, yaşamak için yer.

#608

Oruç tutmak, Allah-ü Teâlâ’nın sıfatıyla sıfatlanmaktır. Zira Allah-ü Teâlâ yemekten ve içmekten münezzehtir.

#777

Bedenin selâmeti ve sıhhati, az yemek; ruhun selâmeti ve sıhhati, günahları terk etmek; dinin selâmeti ve sıhhati ise Peygamber efendimize (s.a.v) salât (hayır duâlar) getirmektir.

#805

Birbirini yiyenler, bölüşemez bir dağı; birbirini sevenler paylaşırlar bir dalı…

 

#820

Yemekte, içmekte ölçüye uymayan kendinin düşmanıdır.

Hz. Ali (r.a.)

#824

 

Bir gün ashâb-ı kirâm:
“Yâ Rasûlallah! Yiyoruz, fakat karnımız doymuyor,” diyerek bunun sebebini sormuşlardı.
Rasûl-i Ekrem Efendimiz:
“O halde siz ayrı ayrı yiyorsunuz”, buyurunca ashâb-ı kirâm:
“Evet, öyle yapıyoruz,” dediler.
Bunun üzerine Peygamber (s.a.v):
“Yemeği birlikte yiyin ve besmele çekin ki, yemeğiniz bereketli olsun” buyurdu.

#867

İmam-ı Şafiî (r.a.) şöyle buyuruyor.

“Doyuncaya kadar yemek yemeyeli onaltı sene oluyor. Bu süre zarfında bir kere doyuncaya kadar yemek yedim; onu da hemen geri çıkardım. Doyuncaya kadar yemek bedeni ağırlaştırır, kalbi katılaştırır, fetaneti (basiret, ince anlayış) köreltir, uyku getirir ve ibadet zevkini azaltır.”

İmam-ı Şafiî (r.a.) geceyi üçe böler ve birinci kısmı kitap yazımına, ikinci kısmını uykuya, üçüncü kısmını da namaza ayırırdı. Ömrünün sonlarına doğru rahatsızlığı görenleri acındıracak seviyeye ulaşmıştı. Bir gün olsun şikayetçi olmadı, hatta şöyle dua etti:

“Allah’ım! Eğer bu hastalıkta senin rızan varsa, onu arttır.”

 

#906

İki haslet vardır ki, kalbe sıkıntı verir: Çok konuşmak, çok yemek.

#1047

Açlık yemekle, cehalet okumakla giderilir.

 

#1174

Bayezid-i Bistami buyurdu ki:

On şey insan varlığını öldürür:
1) Terbiye azlığı, 2) Cehâlet çokluğu, 3) Halktan nîmet beklemek, 4) Şehvet azgınlığı, nefis kudurganlığı, 5) Baş olma sevdası, 6) Dünyâya lüzumundan fazla meyletmek, 7) Allah-ü Teâlâ katında nefis ile dostluk kurmak, 8) Çok yemek, 9) Çok uyumak, 10) Kalabalığa uymak.

#1270

Tasavvufun şartları, geçmiş tasavvuf büyüklerinin şu huylarıdır.

Dünyaya rağbet etmemek,

Zikir ve ibadetle meşgul olmak,

İnsanlardan bir şey beklememek,

Kanaat sahibi olmak,

Yiyecek, içecek ve giyecek gibi şeylerde az ile yetinmek,

Fakirleri gözetmek,

Şehvetleri (nefsin isteklerini) bırakmak,

Mücahede etmek (nefsle savaşmak, mücadele etmek),

Takva sahibi olmak,

Az uyumak, az konuşmak,

Düşünceyi Hak üzerinde toplamak,

Murakabe etmek (“Allah bütün hal ve hareketlerimi bilmektedir” şuuru içinde olmak),

İnsanlardan ilgiyi kesip yalnız yaşamak,

Maneviyat büyükleriyle görüşmek,

Sadece ihtiyaç varken yemek,

Sadece gerektiğinde konuşmak,

İyice uyku bastırdığı zaman uyumak,

Mescidlerde oturmak,

Aziz kitabın (Kur’an- Kerim’in) söylediklerini yapmaktır.

#1271

Bir gün yaşlı bir kadın, Şeyh Abdülkâdir Geylânî (k.s) hazretlerinin huzuruna geldi. Yanında oğlu da vardı. Yaşlı kadın şeyhe şöyle dedi:

Oğlumun size çok bağlı olduğunu gördüm. Ben hakkımı helal eyledim, ona izin verdim. Allah için onu yanına al.

Şeyh hazretleri de Allah rızası için onu kabul etti. Nefsiyle mücahede etmesini tavsiye etti, ahlakını güzelleştirmesi için bazı talimler verdi.

Aradan birkaç gün geçtikten sonra yaşlı kadın oğlunu görmeye geldi. Baktı ki oğlu arpa ekmeği yiyor! Az yemekten ve uykusuzluktan zayıflamış, rengi sararmış… Kalkıp şeyhin huzuruna çıktı. Şeyhin önündeki tabakta tavuk kemikleri vardı. Yaşlı kadın şeyhe şöyle dedi:

Siz tavuk eti yiyorsunuz, benim oğlum ise arpa ekmeği yiyor!

Bunun üzerine Şeyh elini kemiklerin üzerine koydu ve  “çürümüş kemikleri dirilten Allah’ın izniyle ayağa kalkın” dedi. Tabağın içindeki tavuk kemikleri Allah’ın izniyle dirilip ötmeye başladı. Abdülkadir Geylanî (k.s) yaşlı kadına şöyle dedi:

Ne zaman ki senin oğlun da bu dereceye ulaşır, o zaman canının arzuladığı şeyi yesin!

Bu kerametle ilgili olarak Bediüzzaman Said Nursi (r.a) Hazretleri şu tesbitte bulunur:

“İşte, Hazret-i Gavs’ın bu emrinin manası şudur ki: Ne vakit senin oğlun da ruhu cesedine, kalbi nefsine, aklı midesine hâkim olsa ve lezzeti şükür için istese, o vakit leziz şeyleri yiyebilir.

#1283

Az uyku, az yemek insanı melek eder,

Çok uyku, çok yemek insanı helak eder.

#1283

Az uyku, az yemek insanı melek eder,

Çok uyku, çok yemek insanı helak eder.

#1548

Çok yemek hem büyük israftır. Hem de sağlığımızı yani Allah’ın emanetini tehlikeye atmaktır.

#1585

Uzun emel taşımaktan, çok yemek yemekten ve çok konuşmaktan, dünyevi sevgileri kalbe koymaktan ve de sabah namazından sonra yatmaktan sakınmalısın.

#1664

Mürit, yerken ve içerken bir lokma veya bir yudum dahi israf etmez. Yani yemeği hırsla, aç gözlülükle ve Rabbinden gafil bir kalple yemez. Çünkü gafletle yenilen bir lokma daha çok gaflete, Allah’ı hatırlayarak yenilen bir lokma ise daha çok huzura sebep olur.

#1664

Mürit, yerken ve içerken bir lokma veya bir yudum dahi israf etmez. Yani yemeği hırsla, aç gözlülükle ve Rabbinden gafil bir kalple yemez. Çünkü gafletle yenilen bir lokma daha çok gaflete, Allah’ı hatırlayarak yenilen bir lokma ise daha çok huzura sebep olur.

#1675

Horasanlı iki derviş birbirlerinden ayrılmadan seyahat ederlerdi. Biri zayıftı, iki gecede bir yemek yerdi. Öbürü kuvvetliydi. Günde üç öğün yemek yerdi. Nasıl olduysa, bunları casus diye bir şehrin girişinde yakaladılar. Her ikisini de bir odaya koyup kapıyı kerpiçle ördüler. İki hafta sonra suçsuz oldukları anlaşıldı. Kapıyı açınca gördüler ki, kuvvetlisi ölmüş, zayıf olanı sağ salim yaşıyor.

Herkes buna hayret etti. Durumu gören bir bilge kişi dedi ki: “Ben bunun aksi olsa şaşardım. Çünkü kuvvetli olan çok yemek yerdi. O açlık ve susuzluğa dayanamadı ve öldü. Oysa öbürü kendini tutardı, âdeti üzere açlığa tahammül etti ve sağ olarak kurtuldu.

#1767

Ünlü Yunan bilgesi Sokrates'in evine, bir gün çok sayıda misafir gelmiş. Yemeğe kalmaları gerekince, karısı Sokrates'i mutfağa çağırmış:

"Görüyorsun, çok az yemeğimiz var. Bunlar, konuklara yetmeyecek, acaba ne yapsak?"
Sokrates, düşünmüş, sonra:
"Gelen misafirler tok gözlü, alçak gönüllü iseler yeter, demiş. Yok, eğer, bunlar aç gözlü, kendini beğenmiş kimselerdense, ne yapsak yetişmez."

#1867

Yemekte tuzu şaka da ölçüyü sakın fazla kaçırma.

İmam-ı Şafii

#1988

Oburluktan sakının, zira çok yemek hayatta hamallık, öldükten sonra da pis kokudur.

Hz. Ömer r.a.

#1991

Resul-i Ekrem'den sonra icad olan ilk bid'at, doyasıya yemektir.

Hz. Aişe r.a.







Etiketler