Kabe güzel sözler, aşk sözleri, dini güzel sözler







      Diğer Sitelerimiz

25000 Veciz Söz

#37

 Hz. Âdem (a.s) emir üzerine Mekke’ye gelip Kâbe’yi inşa edince: "Ya Rabbi her işçinin ücreti olur, benimki nedir?" diye sordu. Cenab-ı Hak, onun isteğini sorunca Hz. Âdem (a.s) dedi ki; “Ya Rabbi zürriyetimden her kim günahlarını benim itiraf ettiğim gibi ikrar ederek bu beyte gelirse, onları mağfiret eylersin.” Cenab-ı Hak da; “Evet istediğin olacaktır.” buyurdu.

#1245

Gencin birisi Kâbe’de hep, Ey doğruların yardımcısı olan Allah’ım, ey haramdan sakınanların yardımcısı olan Allah’ım, sana hamd-ü sena ederim, diye dua eder. Bu durum herkesin dikkatini çeker. Birisi; “Neden hep aynı duayı yapıyorsun, başka bir şey bilmiyor musun?” der. O da anlatır:
7-8 sene önce yine Kâbe’de iken içi altın dolu bir torba buldum. Tam 1000 altın vardı. İçimden bir ses; “Bu altınlarla, şunları şunları yapabilirsin” diyordu. Hayır dedim kendi kendime, bu benim değil, başkasının malı, kullanmam haram olur dedim. 
Bu sırada birisi; “Şöyle bir torba bulan var mı?” diye bağırıyordu. Çağırdım onu, nasıl bir torbaydı, içinde ne vardı diye sordum. Torbayı tarif etti ve içinde 1000 altın vardı dedi. Al öyleyse torbanı diyerek verdim. Adam torbayı açıp içinden bana 30 altın verdi.
Pazara gittim. Temiz yüzlü genç bir esiri (köleyi) överek satıyorlardı. Gencin temizliği dikkatimi çekti. Yanlarına gittim, bu köle için ne istiyorsunuz dedim. 30 altın dediler. Adamdan aldığım 30 altını verip genci satın aldım. 
Bir iki yıl geçti. Genç çok çalışkan, çok edepli idi. Onu aldığıma çok memnun olmuştum. Bir gün onunla giderken karşıdan iki üç kişi geliyordu. Genç bana dedi ki; “Efendim, ben Fas emirinin oğluyum. Bu gelenler babamın adamları. Beni buldular. Senden beni satın almak isterler. Sen iyi bir insansın, onlara 30 bin altından aşağıya satma” dedi. 
O kişiler yanıma geldi, bu esiri bize satar mısın dediler. Satarım dedim. 60 altın verelim dediler. Olmaz dedim. İyi ama sen bunu 30 altına almadın mı? Biz sana iki mislini veriyoruz dediler. Öyleyse gidin pazardan alın dedim. Artıra artıra 20 bin altına kadar çıktılar. 30 binden aşağı olmaz dedim. Çaresiz kabul ettiler. Altınları verip, genci alıp gittiler. 
Ben o 30 bin altınla, işyerleri açtım, ticaret yaptım, daha çok zengin oldum. Bir gün bana arkadaşlar, çok zengin bir ailenin iyi bir kızı var. Babası yeni vefat etti. Onunla seni evlendirelim dediler. Ben de olur dedim. Nikâh kıyıldı. Deve yükleri çeyizini getirdiler. Çeyiz arasında bir torba dikkatimi çekti. Kıza, bu nedir dedim. İçinde 970 altın var, babam Kâbe’de bunu kaybetmiş, bulan gence 30 unu vermiş. Kalanını da bana hediye etti, çeyizine koyarsın dedi.

Demek ki bulduğum altınlar benim rızkım imiş, vermese idim haram yoldan gelecekti, şimdi helal yoldan yine bana geldi. 
Bana yardım edip haramlardan koruyan, nice nimetler ihsan eden yüce Rabbime hamd ederim.

#1288

“Hâcegan yolunda, içinde bulunulan vaktin icabı neyse ona göre davranılır. Şahsi zikir ve murakabe, ancak Müslümanlara hizmet edecek bir durum olmadığı zaman yapılır. Gönül almaya vesile olacak bir hizmet, zikir ve murakabeden önce gelir. Bazıları nafile ibadetlerle uğraşmanın hizmetten üstün olduğunu zannederler. Hâlbuki gönül feyzini temin eden şey, Allah için başkalarına hizmet etmektir.”

Allah’a bizim ibadetimiz lazım değildir. Ama ihtiyaç ehli bizim yardımımıza muhtaçtır. Allah katında bu ihtiyacı gidermek nafile ibadetten daha sevimlidir.

#1349

Şah-ı Nakşibendî (k.s) Hazretleri bir gün Kâbe’nin önünde ağlayarak dua eden birini görür ve sevinir. Fakat o kişinin kalbine bakınca, dünyalık için ağladığını anlar ve üzülür. Bir başka gün de çarşıda pek çok altın parası olan, bunları saymakla meşgul birine rastlar ve endişelenir. Bu kişinin kalbine nazar ettiğinde ise endişesi sevince dönüşür, çünkü adamın kalbi Allah ile meşgul haldedir. Bunun üzerine “halk içinde Hak ile” olunması gerektiğini söyler.







Etiketler