dua etmek güzel sözler, aşk sözleri, dini güzel sözler







      Diğer Sitelerimiz

25000 Veciz Söz

#538

Sahabelerden biri, Hz. Ebu Bekir’in (r.a) yanına gelerek:

Çok günahkârım. Benim için dua eder misin? diye ricada bulunur.

Hz. Ebu Bekir (r.a)

Yârabbi, der. Bir günahkâr, bir diğerinden dua istiyor. İkisini de affeyle.

#810

“Duadan bıkkınlık göstermeyiniz. Çünkü dua ile beraber olan hiç kimse helak olmamıştır.”

Hz. Ali (r.a.)

 

#1039

Sahabe’den Ebu’d-Derdâ r.a. bir gece namaz kıldıktan sonra ağlayarak “Ya Rabbi! Yaratılışımı güzel kıldın. Ahlâkımı da güzelleştir” diye dua etti ve bu hal sabaha kadar böyle sürdü. Sabah olunca hanımı Ümmü’d-Derdâ r.anh'a niçin sabaha kadar böyle dua ettiğini sordu. Ebu’d-Derdâ r.a. şöyle dedi:

- Ümmü’d Derdâ! Bir müslüman kul sürekli ahlâkını güzelleştirmeye devam eder de sonunda güzel ahlâkı onu cennete sokar. Ahlâkını sürekli kötüleştirirse, sonunda kötü ahlâkı onu cehenneme sokar.

#1059

Sahabilerden biri Hz. Ebu Bekir'in yanına gelip ondan şöyle bir istekte bulunmuş: 

"Çok günahkârım, benim için dua eder misin?" 
Hz. Ebu Bekir Efendimiz de şu şekilde bir dua etmiş: 
"Yâ Rabbi, bir günahkâr bir diğerinden dua istiyor, ikisini de affeyle." 

#1161

Bayezid-i Bistami hazretleri buyuruyor ki:
"Yâ Rabbî! Sana kavuşmak nasıl mümkün olur?" diye dua ettim. Bir nida geldi, "Nefsini üç talakla boşa" diyordu."

#1373

Günahkârlara kızmayın, onları ayıplamayın, sabırlı olun onlara birer hasta gibi şefkatle yaklaşın, doğru yola gelmeleri için gıyaplarında dua edin.

M. Es’ad Coşan (r.a)

#1728

Abdülkadir Geylani k.s. Hazretleri “Dünyayı elinde kıl, kalbinde kılma" buyurmuştur.

Arifler ise “Elimizde bol eyle, kalbimizde yok eyle" diye dua etmişlerdir.

#1795

Bediüzzaman diyor ki: Cihad, merteb-i şehadetin merdivenidir. Selçuklu Sultanı Alparsalan, Malazgirt harbinden önce şöyle dua etmiştir:

“Ya Rabbi! Seni kendime vekil yapıyor; azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda savaşıyorum. Ya Rabbi! Niyetim halistir; bana yardım et; sözlerimde hilaf varsa beni kahret!” Sonra atına binerek askerlerine dönerek der ki:

“Biz ne kadar az olursak olalım onlar (Bizanslılar) ne kadar çok olursa olsunlar, bütün Müslümanların minberlerde bizler için duâ ettikleri şu saatte kendimi düşman üzerine atmak istiyorum. Ya muzaffer oluruz veya şehit olarak cennet’e gideriz. Ayrılmak isteyen ayrılsın. Bu gün burada Sultan yoktur. Bende ancak sizlerden biriyim

“Ey askerlerim! Eğer şehid olursam bu beyaz elbise kefenim olsun. O zaman ruhum göklere çıkacaktır.”

Fatih Sultan Mehmet Han diyor ki:

“Bu zahmet din yolunadır. Zira bizim elimizde İslam kılıcı vardır. Eğer bu zahmeti ihtiyar etmezsek bize gazi demek yalan olur.”

Ebu Dücane Hazretleri, o zaman şöyle demişti:

“Biz, ne Medine hurmalıkları, ne de cahiliye damarı için harb ettik. Biz, Allah ve Resulü’nün dinini tebliğ yolunda cihad etmekteyiz. Bu uğurda akan kanların, alınan yaraların, kaybedilen canların hiçbiri boşuna değildir.” 

Şaire Hz. Hansâ’ının Kadisiye savaşında dört oğluna söylediği söz:

Din düşmanlarına ilk hücum eden sizler olmalısınız. Sizlerin arkada değil, daima en ön safta çarpıştığınızı görmeliyim. Çünkü bu harp, eski savaşlarımız gibi adi, basit çıkarlar uğruna yapılan çapulculuk ve yağmacılık hareketi değildir.  Kısaca bu cihadda emir Allahtan, kumanda da Rasûlullah efendimizdendir. Başka söze ne hacet?” 

Yine Kadisiye savaşında dört oğlunu şehit veren anne şöyle diyor:

Ya Rabbi! Bana emanet ettiğin dört kahramanı, yine senin dinin uğrunda feda etmiş bulunuyorum. Artık beni şehit anaları defterine kaydet! Benim için şehit anası olmak kâfi ikramdir. Bunu bana nasip eyle.

Sahabe-i Kiram’dan Hubeyb (r.a.) şehit edilmeye götürülürken söylediği şiirin sonunu şöyle bağlıyor:

“Mü’min öldürüleyim de, dünya umrumda değil. Yolum Allah’a gitsin de, şekli önemli değil.

 

#1891

Secde halinin kulu Rabbine yaklaştırmasının bir de tarihî yönü vardır. Kur'ân-ı Kerîm’de anlatıldığı üzere, Allah Teâlâ Âdem a.s.’ı yarattığı zaman meleklere, “Âdem’e secde edin!” diye emretmişti. O zaman bütün melekler secde ettiği halde İblis kibirlendiği için secde etmemiş ve böylece Allah’ın rahmetini kaybederek kâfirlerden olmuştu (Bakara, 34). İnsan Cenâb-ı Hakk’ın yüce huzurunda alnını yere koyup secde etmek suretiyle “Rabbim, ben senin yüceliğini kabul ediyorum. Senin emrine uyarak huzurunda secde ediyorum. Ben şeytanın yanında değil, meleklerin safında yer almak istiyorum. Benim kulluğumu kabul et” diye Rabbine niyâz etmektedir. Secde halini değerli kılan kulun işte bu samimiyetidir. İnsan, Rabbine yakın olduğu halleri ve zamanları iyi bilmeli ve bunları, Efendimiz’in tavsiye buyurduğu gibi, dua ederek değerlendirmelidir. Burada, ilgisi sebebiyle, kulun Rabbine en yakın olduğu bir diğer zamanı daha belirtelim. Peygamber (as)’ın haber verdiğine göre gecenin son üçte biri, yani teheccüd namazlarının kılındığı seher vakti, kulun, Rabbinin rahmetine yakın olduğu zamandır (Tirmizî, Daavât 118; Nesâî, Mevâkît 35). Bu zamanların kıymetini iyi bilmelidir.

 







Etiketler