ihlas güzel sözler, aşk sözleri, dini güzel sözler







      Diğer Sitelerimiz

25000 Veciz Söz

#121

İhlâs ile Allah-ü Teâlâ’yı anmak, en büyük nimettir.

 

#297

Sehl bin Abdullah’a:

-Nefse en ağır gelen şey nedir? diye soruldu. Buyurdu ki:

-Nefse en ağır gelen şey ihlâstır.

Çünkü nefs, ihlâstan pay alamaz. Bu yüzden ihlâsı hiç istemez.

#337

Asıl olan, Allah-ü Teâlâ’ya çok ibadet etmek değil, muntazaman, güzel ve doğru (ihlâslı) bir şekilde ibadet etmektir. 

#348

İbadetin ruhu ihlâstır. İhlâs ise, yapılan ibadetin yalnız  Allah-ü Teâlâ emrettiği için yapılmasıdır.

#606

Nefse en ağır gelen şey, ihlâstır. Çünkü nefs, ihlâstan pay alamaz. Bu yüzden ihlâsı hiç istemez.

#687

Riya, Allah Teâlâ’ya bir çeşit şirk koşmaktır. İhlâs ise amelin kâbulüne delil ve imanın icabıdır. Oyun ve eğlence meclislerine devam etmek, Kuran’ı unutturur. Oralara şeytan gelir ve oralar insanı her türlü taşkınlığa sevk eder. Kadınlarla çok oturup kalkmak kalpleri saptırır. Gözler kadınlarla oturup kalkılan meclislere kayar. Buralar şeytanın tuzaklarıdır.

#779

Bişr-i Hafi hazretleri buyurdu ki: Biz nîmetler yüzünden değil, nîmetlere karşı az şükrettiğimizden bu hâle geldik. Nitekim biz amelimizin azlığından değil de amelde sıdk ve ihlâsımızın olmayışından bu hâle geldik. Yine bizim uğradığımız musibetler, günahlarımızın çokluğundan değil, hayâmızın azlığındandır, istiğfarımızın azlığından değil, vefamızın azlığından ve süratle günahlara düşüşümüzdendir. Eğer biz derhâl günahlarımızın cezasını görmüş olsaydık bütün günahları bırakırdık.

#806

Bir Anadolu yolculukları esnâsında Ürgüp’te bir kişi otomobillerini çevirerek Sâmî Efendi Hazretleri’nden sigara parası ister.
Bir sehâvet güneşi olan Sâmî Efendi Hazretleri, bazı yol arkadaşlarının muhâlefetine rağmen:
“Mâdemki istiyor, vermek lâzım.” diyerek, etrafındakilerin şaşkın bakışları arasında adamın istediği parayı hiç düşünmeden verir. Buna memnun olan fakir de niyetini değiştirip:
“Şimdi gidip bununla ekmek alacağım.” diyerek sevinçle oradan ayrılır.
İşte Allâh için ihlâsla verilen bir hayrın muhâtabında meydana getirdiği müspet tesir!.. Onun için infakta, muhâtaptan daha çok kendi gönül âlemimizi kontrol ederek, gerçek sehâvete nâil olabilirsek ne mutlu bizlere!..
 

#1499

Ebu Bekir Şibli (k.s) Hazretlerine:

En acayip şey nedir, diye soruldu. Buyurdu ki:

Rabbini tanıdıktan sonra O’na asi olan, karşı gelen kalptir. İhlâs, Allah ile kul arasında bir sırdır. Melek bilmez ki yazsın, şeytan anlamaz ki bozsun.

Cüneyd-i Bağdadi

#1555

Şakik Belhi, bütün ömrünü tevekkül içinde geçirdi. Derdi ki: “Kırk deve yükü kitap okudum, Allah yolunu dört şeyde buldum:

Rızk için emin olmak

Her işte ihlâs

Şeytanla düşman olmak

Ölümü yakın bilip tedarikli olmak

#1624

Bir kişi vardı. Cuma dışında namazlara giden biri değildi. Aynı iş yerinde çalışan arkadaşının daveti üzerine Kadir gecesini ihya etmek için birlikte camiye gittiler. Caminin ortamından, imamın ihlâsla eda ettiği teravih namazından ve namaz sonrasında yaptığı duadan çok etkilendi. Hele de namazdan sonra ziyaret ettikleri sakal-ı şeriften tarifsiz duygularla ayrıldı.

Bu onun beş vakit namaza başlamasına vesile oldu. Artık aksatmadan beş vakit kılıyor, diline sahip oluyor, gözünü haramdan korumaya çalışıyordu. Dini bilgisini geliştirmek için de bir taraftan sürekli okuyordu. Bir süre sonra takdir ettiği biri oluvermişti. Şimdiye kadar boşa geçirdiğini düşündüğü ömrünü telafi etmek istercesine kendisini tamamen kulluğa vermişti.

Fakat her geçen gün daha da yoğunlaşan dindarlığı bir süre sonra artık hem kendisine hem çevresine zarar verir hale gelmeye başlamıştı. İşini aksatmaya başlamıştı. İslam’ı yaşamıyorlar diyerek ailesine hayatı zehir ediyordu. Oysa onları o hale kendisi getirmişti. Şimdi ise birden değişmelerini istiyordu. Etrafındaki hiç kimsenin müslümanlığını da beğenmez olmuştu. Ona göre gerçek İslam’ı yaşayan insan sayısı parmak hesabıyla birkaç kişiden ibaretti. Çevresine kızarken kendi kulluğunu da beğeniyor değildi. Bu yüzden daha fazla ibadet etmek gerektiğini düşünüyordu.

Bir sonraki yılın Kadir gecesi geldiğinde teravih namazını kılanlar arasında o yoktu. Hatta cumaya gidenler arasında da yoktu. Çabuk yorulmuştu. Etrafıyla ve hatta kendisiyle yaşadığı bu gerilimi kaldıramamıştı. Allah’ın yüklemediği yükü yüklenmesinin, aşırıya kaçmasının sonucuydu bu. Ona sahip çıkacak, itidal ve istikrarı öğretecek güzel bir ortamın bulunmaması da bu süreci hızlandırmıştı.

#1637

İhlâstan yoksun işlere riya karışır. İbadetleri (manevi karşılık bakımından boşa çıkma gibi) tehlikelerden koruyan ihlâstır. İhlâs, sahibini takvaya götürür.

#1647

Gerçek âlimleri arayıp bulmamız gerekiyor. İşte onları fark ettiren bazı alametler:

1-Gerçek âlimler ilimleriyle amel ederler. Sünnet-i seniyyeye titizlikle riayet eder. İstikamet üzere olurlar.

2-İnsanlar onları gördüklerinde Allah’ı hatırlar. Ciddi, mahzun ve ağırbaşlıdırlar. Halleri ile meclislerinde bulunanları şüpheden yakîne, riyadan ihlâsa, dünyaya rağbetten zühde, benlikten alçakgönüllülüğe, düşmanlıktan dostluğa sevk ederler.

3-Sükût etmeyi konuşmaktan daha çok sever, cedelden kaçınır, insanlara taati ve kalpleriyle meşgul olmayı tavsiye ederler.

4-Fetva hususunda tedbirlidirler. Acele etmez, ağır ve çekingen davranırlar. Dinin ana kaynaklarından dayanak bulmuşlarsa cevap verir, aksi halde “bilmiyorum” derler. Eğer kendi ictihat veya reyi sorulursa, daha iyi bilenlere havale ederler.

5-Sahip oldukları ilmi emanet bilir, ona en küçük bir leke bulaştırmadan, gölge düşürmeden kendisinden sonra gelenlere aktarmanın endişesini taşırlar.

6-İlmiyle dünyalık peşinde koşmaz, dünya hayatını iktisat üzere yaşarlar.

7-Kendi sahaları dışında kalan makbul ilimleri küçümseyip yermezler.

8-İnsanları Rabbinin yoluna, salih ameller işleyerek, hikmetle, güzel öğütlerle çağırırlar.

9-Bir ortamda dinin yanlış ve çirkin saydığı bir şey varsa oraya girmez, oradaki faaliyete katılmazlar.

#1663

Kurtuluş üç şeydedir: İlim, amel ve ihlâs. İlimden maksat, ehl-i sünnet inancını öğrenmektir. Amelden gaye, Kur’an ve Sünnet’in hükmüne göre yaşamaktır. İhlâs ise bütün bunlarda samimi olması, bu yaşayışı diğer insanlarla paylaşması, (Sahabiler gibi) sohbet halini yaşamasıdır.

#1705

İlmin hepsi dünyalıktır. Ahiret için olanı ise, kendisiyle salih amel edilendir. İhlâsla, Allah rızası için yapılan ameller hariç, bütün ameller de yok olup gidecektir.

#1716

Gavs-ı Bilvanisî Abdulhakim Hüseynî k.s. şöyle der:

“İhlâs, âlemleri Rabbi olan Allah’ın emir ve hükümlerini sadece onun rızası için yapmak bütün gücünü bunun için sarf etmektir. İhlâs, ilahî emirlere sebat göstermenin özüdür.

#1727

Riya, ihlâsı bırakıp Allah dışında bir gaye gütmektir.

Seyyid Şerif Cürcani Hz.leri

#1973

İhlâs, yapılan her işte yalnızca Allah-ü Teâlâ’nın rızasını gözetmektir.

 







Etiketler